Evet, gündem haricinde olsa bile, toplumsal yaşamdaki en önemli değerleri önemsemek, insanlıkla yakın alakalı olduğunu düşünüyorum.
Bu değerler, yani insan olmanın da bir anlamdaki işareti olduğuna göre, göz ardı edilmemelidir.
Yaşantımız içinde öyle vaya böyle mutlaka adaletin içinde kendimizi buluruz, hak arayanlar ile dolup taşar adalet dağıtan mekânlar yani adliyeler.
Suçlular ile suçsuzların teselli bulduğu bu olmazsa olmaz yerlerde, haklı veya haksız bakılmaksızın, görevlerini yerine getirmek, isabetli kararları vermek içinde kılı kırk yarar ve sonuçu belirlenmeye çalışır hukukun vicdanında yer eden hakimler ve savcılar.
Tüm bunların özel ve özet hüküm dahilinde olan aileleri yakından ilgilendiren, “Aile Mahkemeleri ” ise, adliyelerin en özel ve önemli işlevine dahildir.
Bu özel ve özet olan aile mahkemelerinde görev yapan hakimler mutlaka çok deneyimli ve adalet teşkilatında en az on yıllık başarılı hukukçu olması lâzımdır, ailelerin birarada tutulması yönündede vicdanen isabetli düşüncelere sahip olmalıdır.
Toplumun temel unsuru ailedir, bizim ise Türk milletinin yani toplumunu ayakta tutan Müslüman geleneği ile oluşan aile yapısıdır.
Bu aile yapısını ayakta tutmak bir anlamda adaletin olmazsa olmazları hakimler olduğuna göre, ailenin korunması içinde “boşanmayı engelleyici” ortamlar sağlamak, aile müessesini devamı içinde kararlar oluşturacak mesafeler temin etmek yinede bu hukukun içinde olmalıdır.
Müslüman Türk milleti, örf ve ananeleri ile özel olduğu bilincini muhafaza ederek, aile mahkemelerinde, bir üstünde istinaf ve yargıtay’a gitsede bu müstesna hukuk mücadelesinde kazanan tarafın, hukukun içindeki “aile birliğinin” devamına verilecek kararlar olmalıdır, aksine verilen boşanmaları teşvik eder ve millet olarakta aile kavramını yok etmiş oluruz.
Bu bakımdan’da bakıldığında ve genel kanaatte mutlaka aile birliğinin korunması, teşvik edilmesi yönünde işbirliği yapılması gereken toplumsal’da bir davranış olmalıdır.
Nevzat YILMAZ
nevzatyilmaz@hotmail.com.tr